|
AK Parti’den, demokratikleşme yönünde attığı adımları daha cesur, elle tutulur hale dönüştürmesini beklemek, bu anlamda hepimizin hakkı.
Türkiye’de askerin egemenliğinde tuttuğu “asıl iktidar” alanına ilişilmiş değil.
Askeri ihaleler, harcamalar, güvenlik alanındaki düzenlemeler, operasyonlardaki yığınla ihmaller, denetime açık, şeffaf hale getirilebilmiş değil.
Son günlerde artan çatışmalar ve verilen zayiatlar katlanarak büyüyor. Uzmanların, “güvenlik zafiyeti” olarak yorumladıkları bu gelişmeler karşısında yargı, “kalabalık PKK’lı grubun nasıl çoban sanılarak geçişlerine izin verildiğini”, “Hatay’da, kekik toplayan köylülerin de terörist sanılarak öldürüldüğünün” hesabını soramıyor. Valilik, kısa bir açıklama ile özür diliyor, konu ile ilgili bir soruşturmanın başlatıldığını söylüyor, o kadar!
Böylesi bir vurdumduymazlık, keyfiyet, başka hiçbir kurumda yoktur, olmamalıdır da.
Türkiye, şiddet sarmalının içinde boğulmak, vesayet sistemi, ilelebet yaşatılmak isteniyor. Bu istekte “zıtların ittifakı”, süreci “sabote” etmeye dönük çabaları ortada, herkesin gözü önünde cereyan ediyor.
AK Parti, bir yol ayrımında. Ya iddiasının devamını getirip sistemde ciddi düzenlemeler yapacak ya da demokratikleşme programının, bu haliyle, orta vadede hiçbir işe yaramadığını görerek kendisine de ülkeye de yazık edecek.
Kimin ne söylediğinin, neye hizmet ettiğinin ilk bakışta ayırt edilemediği puslu bir havadan geçiyoruz. Feraset bu havaların en iyi ilacıdır. Biraz daha sağduyu ve ciddiyet, geçilmekte olan sürecin üzerindeki sis perdelerini aralamamızı sağlar.
Tüm Yazıları
|