Konya S.Ü.Selçuklu Tıp Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Haluk KULAKSIZOĞLU, Prostat büyüdüğü zaman içinden geçen kanalı sıkıştırdığı için idrar sorunları ortaya çıkabiliyor. Bazen prostat dışarı doğru büyüyüp kanalı hiç sıkıştırmıyor bazen de ufacık bir prostat yolun içine doğru büyüyüp ciddi sıkıntılar yaratabiliyor. Bu nedenle aslında prostat büyükmüş küçükmüş hiç önemli değil. Bizim için mühim olan prostatın tıkanıklık yapıp yapmamasıdır. Bütün organlarda olduğu gibi bununda değişik rahatsızlıkları var. Normal yaşa doğru büyümesi var, prostatta iltihap var, prostattın kanseri var. Bunların ayırt edilmesi için testlerin yapılması gerekiyor. Bu testler yapılırken hastanın tıkanıklık derecesini, büyümenin cinsini ve yapabileceğimiz hastaya uyumlu tedaviyi ön görüyoruz.
KULAKSIZOĞLU, Normal prostat büyümesi erkeklerin 50 yaşından sonra başına gelebilecek bir hadise ama dediğim gibi her hasta ameliyat olacak değildir. Prostat büyüdüğü zaman eğer tıkanıklık yapmıyorsa bu kişinin ameliyata belki ömür boyu ihtiyacı olmayacaktır. Eğer bir tıkanıklık yaşıyorsa ameliyat gereklidir.
PEKİ, BU AMELİYATI NASIL YAPIYORUZ?
Ameliyatı esas olarak 2 gruba ayırıyoruz bunlar açık ameliyat ve kapalı ameliyat olmak üzere 2 tanedir. Açık ameliyat genellikle büyük prostatlarda, kapalı ameliyatı yaptığımızda içerde doku kalacaksa, doku bırakmamak için açık ameliyat tercih ediyoruz. Açık ameliyat kapalı ameliyattan kötüdür gibi bir durum söz konusu değil. Kesinlikle kişiye özel bir tedavi seçmek gerekir. Kapalı ameliyatla açık ameliyat arasında bir fark yoktur.
KULAKSIZOĞLU, Kapalı ameliyatları da kendi içerinde 2 ye ayırıyoruz. Birincisi kazıma ameliyatı ikincisi lazer ameliyatı. Kapalı ameliyatlarda dünyada 6 standart hala kazıma ameliyat dediğimiz ameliyatlardır. Buda nedir? Bir kepçe toprağı nasıl kazıyorsa bizde idrar kanalından içeri girerek özel bir aletle içerde tıkanıklık yapan kısımları temizlemeyi sağlıyoruz. Böylelikle prostatın tıkanıklılık yapan portakalın iç kısmındaki etli kısmı çıkarmış oluyoruz. Böylece ameliyat sonrasında idrarını rahat yapabiliyor. Bunu yaparken elektrik enerjisi kullanıyoruz. Bunun dez avantajı şu: dokuyu kestiğimiz zaman kullandığımız elektrik bazen prostatın dışındaki cinsel organlara giden sinirlerde bir sorun yaratırsak eğer çok nadir olmayan cinsel sorunlar da ortaya çıkmış olabiliyor.
KULAKSIZOĞLU, Lazer uygulamalarında lazer, çok kuvvetli bir enerji kaynağı başka bir özelliği yoktur. Dokuların içi genellikle %70–80 oranında suyla doludur. Suya yüksek enerji verdiğiniz zaman su buharlaşır gayette bilinen bir şeydir. Buradaki teknikte bunun üzerine dayalıdır. Lazer enerjisini biz dokuya uyguladığımız zaman dokuların içindeki su buharlaşarak orda ki hücrelerin ölmesini dökülmesini sağlıyor orda ki hücreler yok oluyor. Bu şekilde yol hiçbir kazıma yapmadan açılmış oluyor.
PEKİ, BUNUN AVANTAJI NEDİR?
Lazer ışığı yüksek bir enerji olmasına karşı sadece 1–2 mm derinliğe kadar olan dokuları etkiler. Bu nedenle bunun altındaki dokulara hiçbir zarar vermez ve bu ameliyatlarda da kanamada olmaz.
NİYE HERKESE LAZER UYGULAMIYORSUNUZ?
Lazer ameliyatlarında doku dışarı çıkarmadığımız için ameliyattan sonra çok iyi bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Çünkü ameliyat sırasında kazıyarak çıkardığımız bütün dokular patolojik incelemeye gider. Yani başka bir kötü hastalık var mı yok mu diye incelenir. Lazerde böyle bir imkân yoktur. Ayrıca maliyet olarak da diğerine göre biraz daha pahalıdır. Sonuç da ameliyattan sonra tekrarlama riski olabilecek büyük prostatı olan veya genç hastalarda daha kesin kazıma yöntemiyle veya açık ameliyatı düşünmemiz söz konusu olabilir. |